Rus klasiklerinden sayılan eser Oblomov, İvan Gonçarov’un 1850‘lerin Rusya‘sında geçiyor ve ailesinden kalan çiftlik –Oblomovka– ile tembelce yaşamaya alışmış Oblomov‘un hikayesini konu alıyor.

Yazar, Oblomov üzerinden dönemin Rusya‘sını eleştirmiş. Bu sebepten de kitap büyük ilgi görmüştür. Kitabı bu kadar önemli yapan olgu nedir derseniz, çağımızın da hastalığı olan Oblomov karakterinin aslında günümüzdeki bireylerin, “sendrom” olarak adlandırabileceğimiz davranışlarına benzetmemizdir: Tembellik.

Oblomov karakterinin en belirgin özelliği “farkında olmanın verdiği tembelliktir”. Bu karakter 19. yüzyılda oluşturulmasına rağmen, 2 yüzyıl sonrasını adeta görmüşçesine teknolojinin getirdiği farkındalık ile tembelleşen insanların, geçmişten gelen bir resmi gibidir adeta. Öncelikle “Oblomov olan” kişilerin en çok gerçekleştirdikleri eylem uyumaktır.

Sürekli uyku halinde ve miskin olan kişi bir şeyler yapması gerektiğinin farkındadır; ancak “ben ne yaparsam yapayım bir şey değişmeyecek” şeklinde düşündükleri için eyleme geçmezler, sadece hayatın ne kadar kötü ve sıkıcı olduğu hakkında cümleler kurarlar.

Yani her şeyin farkında olursunuz, bir adım ötesini görürsünüz ve hep “bir şey” yapabilecek güçte olduğunuzu hissedersiniz ama bir türlü alıştığınız “eylemsizlik” halinden kopamazsınız. İşte Oblomov sendromu da tam bunu anlatmakta. Oblomovluk aynı zamanda, insanın sonunu gördüğü yolda ilerlemek istememesinin getirdiği bir tükenmişlik ve kendini gerçekleştirememe halidir.

Oblomov olan kişilerin sınırsız hayal güçleri olduğu halde hayallerini hiçbir zaman gerçeğe kanalize etmezler bunun nedeniyse kısaca Oblomovların, tam bir tembellik, dogmatizm, iradesizlik, kişiliksizlik, korku ve/veya kaygılarının esiri olmak, inatçı bir direniş, kayıtsızlık, umursamazlık, bencillik, çıkarcılık, mücadelesizlik ve boyun eğiş içinde olmalarıdır.

Sürekli bir düşünme ve plan yapma döngüsü içerisinde olmalarına rağmen başkalarının aklını kendilerine mal etme durumunun içindedirler. Hemen hemen hepsi, kendilerini aşağılamaktan hoşlanırlar. Ama bunu karşısındaki kişiden ne kadar doğal, içten olduklarıyla ilgili övgüler almak için yaparlar.

Aynı Gonçarov’un oluşturduğu Oblomovka gibi “Oblomovlar” bir iş yapmaya alışmamışlardır. Dolayısıyla neyi yapıp neyi yapamayacaklarını tam olarak belirleyemezler. İstekleri hep biçimseldir ve istek olarak kalır.

Bu coğrafyada genele de, özel çerçeveye de bakıldığında, bu hastalıklı halin ne olduğunu kavramak hiç de zor değildir. Çevremize ya da kendimize irdeleyici bir gözle bakmak ne demek istediğimizi, ne kadar Oblomov olup olmadığımızı anlamak için net fikirler verebilir. Nesnel olmak ve davranmak koşuluyla elbette.


Emoji ile Tepki Ver

Ontrava Bülten

Bültenimize abone olmak için E-Posta adresinizi bırakın.

Spam yapmayacağız, söz veriyoruz.

Yorum Yap