Çoğumuz hayatımıza entegre ettiğimiz rutinlerin içinde günlerimizi otomatik pilotta geçiriyoruz. Rutin kelimesi kulağa sıkıcı geldiği gibi, değişimden de bir o kadar korkuyoruz. Rutinlerimizi birazcık olsun değiştirmek zor geliyor. Ancak mutluluk, rutinleri bir kenara koyduğumuz ve yenilikleri kucakladığımız o zorlu adımın ardından geliyor olabilir mi?

“Mutluluğun bilimi”ni araştıran ünlü yazar Gretchen Rubin bu konuya bolca değinmiş. Mutluluk ve alışkanlıklar üzerine çok sayıda kitabı olan yazarın bilinen eserlerinden biri: “Mutluluk Projesi.

Bazen çok bunaldığımızı hissettiğimizde veya hayat çok hızlı ilerliyor gibi geldiğinde, “biraz yavaşlamalıyım, her şeyi mümkün olduğunca basit tutmalıyım” diye düşünürüz. Ancak çoğunlukla yeni bir şeyler denediğimizde daha mutlu, daha enerjik, daha üretken ve yaratıcı hissederiz. Asıl kendimize birazcık meydan okuduğumuzda yani konfor alanımızın dışına çıktığımızda iyi hissediyoruz. Kendimize gelişme ve ilerleme fırsatı sunduğumuz atmosferler mutluluğumuzu gerçekten arttırabilir

Rubin’in bu görüşleri, bilim insanlarının deyişiyle “hedonik adaptasyon” kavramı tarafından destekleniyor. Terfi aldığımızda veya piyangodan yüklü miktarda para kazandığımızda hissettiğimiz coşku zaman içinde azalma eğilimi gösteriyor.

Kennon M. Sheldon ve Sonja Lyubomirsky tarafından yapılan bir araştırma, hedonik adaptasyona karşı-strateji olarak hayatımızdaki olumlu şeyleri devamlı olarak fark etmemizi ve bunlara şükretmemizi öneriyor.

Eğer siz de rutini sevenlerdensiniz, en basiti normalde tercih ettiğiniz restorandan başka bir yerde yemek yemeyi deneyebilirsiniz. Veya yenilik arayışında olanlardansanız, dilini bilmediğiniz ve kimseyi tanımadığınız bir başka ülkeye seyahat edebilirsiniz. Yeni maceralara atılmak ilk başta rahatsız gelebilir ama Rubin’in dediğine göre karşılığını alacaksınız.


Emoji ile Tepki Ver

Ontrava Bülten

Bültenimize abone olmak için E-Posta adresinizi bırakın.

Spam yapmayacağız, söz veriyoruz.

Yorum Yap