2016 yılında Proceedings of the National Academy of Sciences‘da yayımlanan bir araştırmada, beyin uyarımıyla kişinin dürüstlüğü üzerine müdahale edilebildiği ortaya koyulmuştu. Yapılan uyarılma sonucunda, başlangıç ölçümünde zaman zaman hile yapan katılımcıların hile yapma sıklıklarının azaldığı gözlemlenirken, sürekli hile yapmaya başvuranların ise tutumlarında herhangi bir değişiklik gözlemlenmemişti. Bulgular, ahlaki ikilemde kalan katılımcılarda hileye başvurma sıklığının uyarımla azaltılabildiğini ancak ahlaki bir ikilemde kalmayan katılımcılarda ise herhangi bir değişiklik yaratılmadığını ortaya koymuştu.

Peki, ahlaki bir tutum olan dürüstlüğe, beyin uyarımı yoluyla müdahale edilebiliyorsa, o halde beynimizde bir ahlak merkezi olduğunu söyleyebilir miyiz? Öncelikle, ahlaki kararlar alabilmenin, üst düzey bir bilişi gerektiren oldukça kompleks bir süreç olduğunu söylemeliyiz. Eylemlerimizin sonuçlarına dair hem kendimizi, hem diğerlerini  hem de içerisinde bulunduğumuz toplumu düşünmek durumundayız.

Ahlaki ikilemlerde kalmamızın asıl sebebi beynimizde birbiriyle çelişen iki seçeneğin aynı anda bulunmasıdır. İnsanlar, zihinlerinde birbiriyle çatışan düşünceler ve duyguları olduğu zaman bir tedirginlik ve rahatsızlık durumu hisseder. Söz konusu bu çatışma da; bir belirsizlik ve dengesizliği oluşturur. Dolayısıyla bu çatışmayı sona erdirmek ve zihinsel olarak rahatlamak için bizi içten içe dürten bir şeyler hissederiz. Sonuç olarak da çatışmayı yaratan düşüncelerden birini veya birkaçını, tutarlı ve dengeli bir zihin ortamına kavuşmak için maniple etme yolunu seçeriz. Yani, kendi kendimizi kandırırız ve bu da bizi rahatlatır.


Emoji ile Tepki Ver

Ontrava Bülten

Bültenimize abone olmak için E-Posta adresinizi bırakın.

Spam yapmayacağız, söz veriyoruz.

Yorum Yap