California Pitzer College’den sosyoloji Profesörü Phil Zuckerman, bugün hem toplam sayı olarak hem de nüfus yüzdesi olarak ateist sayısının her zamankinden çok daha fazla olduğunu söylüyor.

Gallup’un 57 ülkede 50 bin kişiyle yaptığı bir kamuoyu anketine göre, kendisini dindar olarak tanımlayanların oranı yüzde 77’den 68’e düşerken, ateist olarak tanımlayanların oranı yüzde 3’lük artışla toplam nüfusun yüzde 13’üne tırmandı.

Bilim insanları hala bireyleri ya da toplumları ateizme yönlendiren karmaşık faktörleri tespit etmeye çalışırken, bazı ortak noktaların olduğu söylenebilir. Dinin cazip yanlarından biri belirsizliklerle dolu dünyada insana güvence sunmasıdır.

Bu nedenle yurttaşlarına göreceli olarak daha iyi ekonomik ve siyasal istikrar sağlayan ülkelerde ateist eğilimlerin güçlü olması şaşırtıcı değil.

Zuckerman, “toplumda güven sağlanması dini inançların azalmasına neden oluyor” diyor. Kapitalizm, teknolojik gelişkinlik ve eğitimin de bazı toplumlarda dini inançların törpülenmesine yol açtığını belirtiyor.

Japonya, İngiltere, Kanada, Güney Kore, Hollanda, Çek Cumhuriyeti, Estonya, Almanya, Fransa ve Uruguay yüz yıl önce dini önem taşıdığı ülkeler iken, bugün dini inançların en zayıf olduğu ülkeler arasında yer alıyor.

Göreceli olarak zengin olan bu ülkelerde eğitim ve sosyal güvenlik sistemi güçlü, eşitsizlik oranı düşük. Auckland Üniversitesi’nden psikolog Quentin Atkinson bu durumu “insanlar başlarına gelebilecek olaylardan korkmuyor” şeklinde ifade ediyor.

Sosyal psikolog Ara Norenzayan, bunun dini inançların ortadan kalkması anlamına gelmediğini, insanların varoluşsal güvenlik arzusunun güçlü bir duygu olduğunu belirtiyor.

İnsanlar acı çekmek istemiyor; ama bu konuda ellerinden bir şey gelmiyorsa olaylarda bir anlam bulmak istiyorlar. Din de insanların acıya anlam vermesinde bildiğimiz diğer laik inanç ve ideallerden daha fazla işe yarıyor” diyor.

İster korku, ister sevgi kaynaklı olsun din kendi devamını sağlama da oldukça başarılı olacaktır.

Hıristiyan, Müslüman, Hindu ya da başka tanrıları bir tarafa bıraksak bile batıl inançlar ve ruhiyatçılık var olmaya devam edecektir.

Daha yerleşik dinler ise bir iki doğal afet sonrasında yeniden canlanmaya hazır görünüyor. “En iyi laik devletler bile sizi her şeyden koruyamaz” diyor McCauley. Herhangi bir ekolojik kriz, nükleer savaş ya da göktaşı tehlikesi karşısında tanrılar ortaya çıkacaktır.

İnsanlar acı karşısında teselliyle ihtiyaç duyuyor; çoğu insan ayrıca ölümden sonra da yaşamın devam ettiğine, görünmez bir varlık tarafından sevildiklerine inanmak istiyor” diyor Zuckerman.”


Emoji ile Tepki Ver

Ontrava Bülten

Bültenimize abone olmak için E-Posta adresinizi bırakın.

Spam yapmayacağız, söz veriyoruz.

Yorum Yap