Instagram’da “Beyaz Yakalı Gurme” olarak tanıdığımız Alper Kırdal, hem kurumsal hayatın yoğunluğunda bize nasıl gezileceğini göstermesiyle hem de şarap kültürünü geliştirirken nasıl bir süreçten geçtiğini anlatmasıyla, sosyal medyanın sevilen yüzleri arasında kendine sağlam bir yer edindi. Kendisiyle gerçekleştirdiğimiz güzel röportajı aşağıda okuyabilirsiniz. Detaylı bilgi almak isterseniz www.beyazyakaligurme.com adresini ziyaret edebilirsiniz.

1- Beyazyakalıgurme olarak yaptığınız tadımlar ve gezilerinizin yanı sıra kurumsal hayatınızın da yoğun bir temposu var. Bu dengeyi ayarlarken nelere dikkat ediyorsunuz?

“Beyaz Yakalı” kurumsal sektörde çalışan herkes gibi benzer stresleri ve çalışma zorluklarını yaşayan biri olarak bu blog benim için nefes alma aracı haline geldi.

Kurumsal hayat ile artık bir yarı-zamanlı hobi haline dönüşen ‘beyaz yakalı gurme‘yi denge içerisinde yürütüyorum. Dikkat ettiğim en önemli nokta mesai saatleri arasında Instagram’ımı veya blog’umu nadiren kontrol etmem. Şirket içerisinde de oldukça takip edilen bir blog olduğum için bu konuya dikkat ediyorum.

Kurumsal sektörde seyahatleri organize etmek apayrı bir sanattır. Şu anda 18 gün olan yıllık iznimi en etkili şekilde nasıl kullanabileceğimi 1 sene önceden planlamaya başlıyorum.

2- Ülkemizde gelişmiş bir şarap kültürü olduğunu düşünüyor musunuz?

Şarap geçmişi olarak Anadolu çok köklü bir tarihe ve zengin bir coğrafyaya sahip, ancak zaman içerisinde gittikçe körelen bir kültür halini almış. Ülke olarak bakıldığında şarap tüketimi kişi başı yıllık 1-2 şişe. Bu istatistikleri göz önüne alırsak komşumuz Yunanistan’ın bile oldukça gerisindeyiz.

3- Şarap tatmaya ilgi duyan biri kendini nasıl geliştirebilir?

Türkiye’de akreditasyona da sahip ve uluslararası anlamda geçerli sertifika programı olan WSET eğitimini veren kurum IWSA, bu konuda en iyi adrestir. Bunun dışında bahar aylarında bağları gezmek ve üreticilerle tanışmak da öğretici olabiliyor.

3- Prowein’da dünya şarapları üzerine yaptığınız geniş çaplı gezinizde nelerle karşılaştınız?

Dünyanın her yerinden yaklaşık 5000 üreticinin katıldığı ve her yıl Düsseldorf’ta düzenlenen bu fuar, bir şarap sever için adeta bir Disneyland deneyimi yaşatabilir.

Prowein’da Güney Afrika Şarapları standında. Fotoğraf: Alper Kırdal

4- Yurt dışında ucuz denebilecek şarap pazarının Türkiye’de daha pahalı olmasının etkileri nasıl gözleniyor?

Bu noktada vergiler çok etkili. Bir şarap ithal edilirken 50-70% civarında vergi ile karşılaşıyor. Üreticilerde devlet teşvikleri ve kooperatifleşme olan ülkelerden bahsediyoruz. Yine de eğer iyi araştırırsanız İstanbul’da uygun fiyata kaliteli ithal şarap bulabilirsiniz.

5- Şarap alırken nelere dikkat edebiliriz?

Bu çok geniş bir soru ama birkaç kısa maddede düşüncelerimi yazayım:

  • Fiyatı düşük eski yıllardan kalma bir kırmızı şarap görürseniz riskin farkında olun.
  • Fiyata da dikkat edeceğiz tabii. Özellikle zincir marketlerde çok saçma yüksek fiyatlarda şaraplar olabiliyor. Şahsen marketten alışveriş yaparken bir psikolojik sınırım var, o fiyatın üzerine çıkmıyorum. Eğer yıllandırmak istediğim bir şarap satın alacaksam da üreticinin bağından almayı tercih ediyorum.
  • Yemek eşleşmesi yapacaksanız ona uygun bir seçim yapmanız gerekiyor. Eğer bir yaz sıcağında içecekseniz ise bambaşka bir tercihte bulunmalısınız.

Fotoğraf: Alper Kırdal

*Katkıda bulunan çekirdek yazarlar: Cansu Şengün, Fatih Duran, Yeşim Sertcan


Emoji ile Tepki Ver

Ontrava Bülten

Bültenimize abone olmak için E-Posta adresinizi bırakın.

Spam yapmayacağız, söz veriyoruz.

Yorum Yap