1980’lerin Tahtakalesi…

Ramazan Kaya

Ramazan Kaya

Zamanın teknoloji ürünleri ve saatlari tüm Türkiye’ye buradan yayılırdı.
En çok satan ürünlerin başında ise saatler gelirdi.
Tahtakalenin önde gelen saatçileri bu ürünleri İsviçre’den getirir ve Türkiye’de satardı.
Tahtakalenin küçük dükkanlarının küçük çırakları olurdu.
Ramazan’da bu semtin en önde gelen çırakları arasındaydı.
İstanbul’a gelen turistlere saat satabilen bu çocuk henüz 14 yaşındaydı.

“Okulu bırakacağım”

Tahtakale’deki ticaret hayatı Ramazan’ı derinden etkilemişti.
Okulu bırakmak daha o yaz kafasına yer etmişti. Ağustos’un sıcak günleri geride kalıp Eylül ayının rüzgarları başladığı bir sabah babasının kapısını çaldı.
“Ben artık okumayacağım” dedi.
Ailesi bu kararına tepki göstermedi. Anlayışla karşılandı. Ramazan İlkokulu bitirmeden eğitim hayatını sonlanrdırmıştı.
Ramazan için hayat o eylül ayında başlamıştı. Yıllar sonra verdiği bir röportajda ise o günleri şöyle anlatıyordu: “Her şeyden önemlisi, çocuk olduğunuzu hissedemiyorsunuz. Artılarıysa; eksilerinizi daha çabuk görüp üstüne gidiyorsunuz, kendinizi daha hızlı tanıyorsunuz. Çok hızlı, konuşkan ve iş bitirici bir çocuktum. Nerede ne ucuz, ne pahalı hemen araştırıp bulabiliyordum.”

ramazan-kaya-saat

“Zehir gibi çocuk”

Her cuma haftalıklar dağıtılmış Ramazan’da kazandığı paraları cebine koymuştu. Biriktirdiği paralar hedeflerini aşmış ve artık B planını devreye sokma vakti gelmişti. Ramazan artık 20’sine geliyordu. Tahtakale’de kendini ispatlamıştı.
Dayısına B planını anlattığında yaz başıydı. Yüzü ekşimiş ihtiyar daha sonunu getirmeden “Olmaz bu iş” dedi. Ama yılmadı. İngilizce’yi öğrenmek için bir yol bulmalıydı ve yurtdışına gitmeliydi. Bu sadece dil eğitimi değil aynı zamanda yeni trendleri takip edebileceği ve ufkunu açacağı bir eğitim olacaktı. Ancak dayısını ikna edemiyordu.
Bir yaz sabahı dükkanın önünde oturmuş çayını yudumluyordu dayısı…
Komşu dükkündaki gayri Müslim bir amca, dayısına sessizce fısıldadı, “Bu çocuğu harcamayın bak zehir gibi beş dakika durmuyor, İngilizcesi de olsa çok başarılı olur” dedi.
Dayısı, o an Ramazan’a baktı ve yanına çağırdı.
“Nasıl gideceksin İngiltere’ye” dedi.
Ramazan şaşırmıştı.
Komşusu onu bu şaşkınlıktan uyandırdı, “Hadi bire hemen başla işlemlere, İngiltere’ye gidiyorsun.”

Dayılarının da desteğiyle gitti Londra’ya Ramazan. 2 yıl kaldı. Londra’nın en iyi dil okullarından birinde eğitim aldı ve 2 yıl büyümesi için yetti. Döndüğünde İngilizceyi çok iyi konuşuyordu.
Aradan yıllar geçti. Ramazan dükkanı büyütmeleri gerektiğini düşünüyordu. Ancak artık tüm sistem değişmişti. Yabancı markalar Türkiye’ye girmekte zorlanıyordu. Ramazan markalarla görüşmelere başladı. Birçok ünlü marka randevu vermiyordu. Yılmadı, randevusuz gittiği ülkelerde saat markalarının kapısında sabahladı. Hepsini tek tek ikna etmeye başladı. 36 markanın tek distribütörü oldu.

Henüz 25 yaşındayken kurduğu Saat&Saat markası, şimdilerde 70’in üzerinde mağazaya ulaştı. Eğitim hayatını yarım bırakarak “saatin patronu” olan Ramazan Kaya, alaylı olmasıyla gurur duyduğunu her fırsatta dile getiriyor.


Emoji ile Tepki Ver

Ontrava Bülten

Bültenimize abone olmak için E-Posta adresinizi bırakın.

Spam yapmayacağız, söz veriyoruz.

Yorum Yap