Onur Caymaz, çıkardığı şiir ve öykü kitaplarıyla edebiyat dünyasının sevilen isimlerinden biri olduğunu ilk çıkardığı kitabından itibaren gösteren bir yazar. Günümüz edebiyatına dair birçok konuyu bu röportajımızda kendisine sorduk. Keyifli okumalar.

1- Şiir ve öykü kitaplarınızın yanında bir yandan da roman yazıyorsunuz. Edebiyatın çok sesli ortamında sizin için bu türlerden hangisi öne çıkıyor?

Türler arasında bir fark olduğunu düşünmüyorum. Yamalı bohça çağında tüm yazınsal disiplinler birbiri içine geçmiş durumda. Füruzan’ın birçok hikayesinde ne güzelim şiirler gizlidir örneğin. Sait Faik’in şiirlerinde bile roman, öykü duyurur kendini derinden. Bu anlamda insanın karmaşıklığı içinde tüm türler bana eşit uzaklıkta.

2-Günümüzde şiir okuyan insan sayısı oldukça az ya da eskisi kadar ilgi görmüyor. Edebiyat dergilerini de düşünerek bu konuyu yorumlar mısınız?

Günümüzün sorunu bu, yoksa şiir yaşıyor, yaşatmaya da devam ediyor. Edebiyat dergileri az satıyor olabilir, doğru; günümüzde çok satan şeylerin kalitesini de tartışmak gerekir. Şiir, dünyanın hiçbir yerinde ahım şahım ilgi görmüyor. Anormal olan, şiire yatkın bir toplumda işlerin bu kadar az rağbet görüşü. Şiir, ninni, türkü, masal, kocaman bir gelenek oluşturmakta bu coğrafyada. Bunu ülkemizin tek sorununa, eğitime bağlıyorum. Çocuklarımıza şiir, roman, edebiyat eğitimi veremediğimiz için bugün okuyan insan sayımızda ciddi azlık var.

3-Verdiğiniz Yaratıcı Okurluk dersleriyle pek çok insana ulaştınız ve iyi edebiyat tanımını okurlara anlattınız. Bu atölyeniz şimdi ne durumda ve insanlara neler vaat ediyor?

‘Yaratıcı Okurluk’, benim ‘Yaratıcı Yazarlık’ kavramına karşı çıkmak için ürettiğim bir kavram. Yazarlığın öğretilemeyeceğini, iyi okurun, kötü yazardan iyi olduğunu savunuyor, iyi edebiyat denen “şey”in göreceli olmadığını anlatıyoruz. Tersten başlayarak önce harfleri, sonra kelimeleri, cümleleri ve iyi edebiyatın, dünyayı değiştiren kitaplarını tanıtıyoruz insanlara. Sanıyorum bir miktar da olsun ufku açılmayan, yeni okumalara yelken açmayan, her iyi okur gibi kendisine farklı bir okur gündemi yaratmayan kimse olmadı…

4- Yazar olarak yola çıktığınızda örnek aldığınız birileri var mıydı? Bugün genç yazarların büyük yazarları örnek alıyor olması sizce doğru mu?

Yazarlık da dil gibi taklit yoluyla öğreniliyor. Birilerini örnek alıyor, birileriyle aranızda bağlar kuruyorsunuz başlangıçta. Maksat o yazarlardan, tüm bir edebiyat evreninin çeşitli noktalarına temas edebilmek… Önceleri Orhan Kemal, Edip Cansever, Nâzım Hikmet vardı böyle örnek aldığım, şimdilerde ders gibi Julio Cortazar’a çalışıyorum. Bu, artık öncekileri sevmediğim anlamına gelmesin. Ama galiba yazarlık, tüm bu etkileri, bir potada eritip kendinizi yeniden var etmekle mümkün…

5- Kızınızın adıyla kurduğunuz Nar Akademi için Onur Behramoğlu ve Faruk Duman ile birlikte atölyeler düzenleyeceksiniz. İlerisi için akademide ne gibi planlarınız var?

Bu akademi işini çok önemsiyorum. Sadece kendi ‘Yaratıcı Okurluk’ atölyemi değil, aynı ‘kan grubundan’ dostlarımın yaymaya çalıştığı ışığı da insanlara ulaştırmış olacağım. Karanlık diye bir şey olmadığına inanıyorum. Bir şey biliyorsan, bildiklerini aktarıyorsan orada karanlık barınamaz. İleride farklı, sürpriz programlarımız da olacak. Kimi seminerler, etkinlikler programlanıyor. Okurları www.akademinar.org’a bakmaya davet ediyorum.


Emoji ile Tepki Ver

Ontrava Bülten

Bültenimize abone olmak için E-Posta adresinizi bırakın.

Spam yapmayacağız, söz veriyoruz.

Yorum Yap