Okuyan Us yayınlarının 2012 yılında Feyyaz Yiğit’in ilk kitabı “Olduğu Kadar” ile birlikte bir manifesto eşliğinde başlattığı “Üç Günlük Dünya Edebiyatı”, hepimizin söylemek istediklerini, yaşamlarımızı, eksikliklerimiz ve fazlalıklarımızla “biz”i anlatıyor. Bugün yayımlanmış 11 kitabı bulunan edebiyat akımı, açıkladıkları manifestolarında kendilerini şu şekilde tanıtıyor:

“Buhranlar içinde kıvranan dünyanın yeni açılımlara en çok muhtaç olduğu bir dönemden geçiyoruz. Okur esrik, yazar tekinsiz. Yaşanmışlıklar epriyor, farkındalık hiç olmadığı kadar azalmış durumda..

Şaka şaka. öyle şeyler olduğu filan yok. her şey normal. Hâlâ “Yaşam eski zamanlarda daha iyiydi” ye inanıyoruz. Dünya her zamanki gibi sakin bir görev bilinciyle dönmeye devam ediyor. Ağaçlar, bulutlar, çöller, maymunlar ve akla gelen her şey bizi hiç umursamadan varlıklarını sürdürüyor. (…)

Genç değiliz. yaşlı da değiliz. Tedirgin yaşamaya çok alışkınız. Kötü besleniyoruz, kötü yaşıyoruz, sportmen ruhluyuz ama spor yapmıyoruz. Taşralıyız ama her yer taşra olduğu için göze batmıyoruz. Kendimiz gibi olanları çok kolay ayırt ediyoruz ama kendimiz gibi olanlarla dahi çok zor kaynaşıyoruz. Çok az şeye inanıyoruz. Bize öyle öğrettikleri için başarısızlığı sevmiyoruz. ama el yordamıyla kendi kendimize keşfettiğimiz üzere, başarıyı da sevmiyoruz. sinik, alaycı ve huzursuzuz. Kişisel gelişime, spiritüalizme, ezoterik galaktik bilgeliğe veya burçlara inanmıyoruz. Ne idüğü belirsiz insanlarız. idüğümüzü arıyoruz.



Kendimizi ciddiye almadığımız için dünyadaki varlığımızın kaydını bugüne kadar tutmadık. Belki siz yardım edersiniz diyorduk, etmediniz. Bu nedenle biraz kıpırdanmak zorunda kaldık.

“Bugün “çağdaş Türk edebiyatı” nedir sorusuna net bir yanıt verilemiyorsa, sorumluluğun biraz da bizde olduğunu kabul ediyoruz. Çünkü çağdaş Türk edebiyatı biziz. Merhaba, çok memnun olduk. Biraz daha derli toplu hareket etmeye karar vermiş bulunuyoruz. Bizi tarif eden şeylerin tümüne “üç günlük dünya edebiyatı” (akımı) adını verdik.”

“Tam da kış günü buna ihtiyacım vardı!” derseniz, serinin birbirinden güzel şu kitaplarına da bakmanızı öneririz:

Feyyaz Yiğit – Olduğu Kadar

”Olduğu kadar”, dünyadaki bütün sorulara verilebilecek en güçlü cevaptır. Ama yine de hiçbir zaman ”TAM” olarak tatmin edemez kimseyi. Özü gereği yine ”olduğu kadar ” tatmin etmek zorundadır. Tam değilse eksiktir, eksik ”olduğu kadar” tamdır.

İrem Güler – Kafa

Duygu, hanım hanımcık, neşeli ve iyimser biri değildir. Bir genç kızın yaşadığı topluma uyum sağlaması için gereken şeylerin birçoğuna sahip de değildir. Üstelik hayatında çok büyük bir diğer sorun baş göstermektedir.

“Kahve içmeden uyanamam da ne oluyor? Mesnetsiz kadın! Tıynetsiz, terbiyesiz!” dedim. “Kahve senin kültüründe bile yok, sen kendini ne sanıyorsun?”

Onur Gökşen – Muazzam Bey’in Değersiz Hayatı

“Sandalyeyi yatağın yanına çekerek oturdu, bacak bacak üstüne attı. “Muazzam, kızımı öldürmüşsün. Hayırdır bir terbiyesizliği falan mı oldu sana?” diye sordu. “Hayır efendim, bana karşı en ufak bir terbiyesizliği olmadı. Aksine çok terbiyeli yetiştirmişsiniz kendisini, çok teşekkür ederim size.” diye cevap verdim.”


Emoji ile Tepki Ver

Ontrava Bülten

Bültenimize abone olmak için E-Posta adresinizi bırakın.

Spam yapmayacağız, söz veriyoruz.

Yorum Yap