Doğa, insana var olduğundan itibaren hayatını kolaylaştırmak için rehberlik etmiştir. Kısaca doğayı taklit etme anlamına gelen Biyomimetik, doğadaki tasarımlardan ilham alınarak, insan ihtiyaçları için model oluşturulmasını amaçlayan bir bilim dalı.

Biyomimetik’in ilk örnekleri, Leonardo da Vinci’nin çizimleriyle inşa edilmiştir. Bilim insanlarının geliştirmesiyle kusursuz modeller örnek alınarak hayat bulmuş ve günümüze kadar ulaşmıştır. Da Vinci, hayranı olduğu kuşların havada uçmalarından esinlenerek, insanlara kuş gibi süzülerek yere inme imkanı veren paraşütü ve kanat çırparak havalanma fikri olan Ornithopteri çizmiştir.

Doğadaki yapılar; en az malzeme ve enerji, en fazla verim, kendi kendine onarma ve geri-dönüşüm özellikleriyle teknolojik çalışmalara örnek teşkil etti. Robot teknolojisi (böcekler), hızlı tren (balıkçıl kuşları), radar (yarasa) ve uçak kanatları (yusufçuk) sayısız örneklerden bazıları.

Hayatımızın parçası olan birbirinden farklı Biyomimetik tasarımların birkaçı:

Münih Olimpiyat stadının çatısı, yusufçuk böceğinin çok bölmeli dayanıklı kanatlarına benzer şekilde inşa edildi. Dışarıdan bakıldığında ise çatı, örümceklerin örtü gibi çalıların üzerine bıraktığı ağa benzemektedir.

Karmaşık tasarımıyla tanınan New York moda evi Threeasfour, 2016 Biyomimetik koleksiyonu için biyolojik şekil ve dokuda üç boyutlu baskılı elbiseler sunmuştu.

Lilian van Daal, bitki hücre yapısını taklit ederek geri dönüştürülebilir malzemeden esnek bir koltuk tasarlamıştı.

Teresa van Dongen’in Ambio isimli lambası, aydınlanmanın yeni bir yolu olarak ahtapotun derisinde bulunan biyolüminesan bakterilerle ışık saçmıştı.

İsviçreli mimarlar tarafından tasarlanan Pekin Ulusal Stadyumu, kuş yuvası yapısı ile Biyomimetik mimari örneğidir.


Emoji ile Tepki Ver

Ontrava Bülten

Bültenimize abone olmak için E-Posta adresinizi bırakın.

Spam yapmayacağız, söz veriyoruz.

Yorum Yap