NATO üye ülkeleri Estonya, Letonya ve Litvanya, bir süredir kendilerini Rusya tarafından tehdit altında hissediyor. Rusya, Ukrayna’yı kuşatma altına alarak ve Kırım’ı ilhak ederek, 2014’ten bu yana saldırgan politikalar izliyor. Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Kremlin tarafından NATO bir tehdit olarak algılanıyor.

NATO’nun kuruluş felsefelerinden biri, üye ülkeleri etkileyen toplu bir tehlikenin varlığında kolektif öz-müdafaa sağlamak. 1949’da imzalanan Washington Anlaşmasının 5. maddesi gereğince: “Bir veya birden fazla üye ülkeye karşı yapılan bir silahlı saldırı NATO’ya yapılmış bir saldırı niteliğinde kabul ediliyor.”

Rusya’nın Baltık bölgesinde NATO’yu test edecek bir hareket yapacağına dair korkular giderek artıyor. Bu küçük, düz ve az nüfuslu ülkelerin savunması biraz aldatıcı. Üstelik Baltık ülkelerine kıyasla Rusya’nın kocaman ve donanımlı bir ordusu var.

Peki Rusya neden Baltık bölgesiyle bu derece ilgili?

Bölge, geçmişte Rus İmparatorluğu ve Sovyetler Birliği’nin bir parçasıydı. Hem Estonya’da hem de Letonya’da, Rus kökenli geniş bir popülasyon yaşıyor. Bu ülkelerin nüfuslarının geniş bir kesimi Rusça konuşuyor.

Bölgede artan gerilime karşı önlem olarak Litvanya’da zorunlu askerlik uygulaması başlatıldı ve NATO bölgede ordularını konuşlandırıyor; ancak endişeler bununla bitmiyor. NATO’nun en büyük destekçisi Amerika, Trump yönetimiyle katkıda bulunmaya beklenenden daha az istekli olabilir. Nitekim, Trump ülkelerin savunmasını üstlenen kolektif bir birliğe olan inancına dair karışık mesajlar veriyor ve Putin’e olan hayranlığını gizlemekten çekinmiyor. Baltık devletlerinin liderleri endişelerinde haklı olabilir.


Emoji ile Tepki Ver

Ontrava Bülten

Bültenimize abone olmak için E-Posta adresinizi bırakın.

Spam yapmayacağız, söz veriyoruz.

Yorum Yap