Biraz utanarak yazıyoruz ama…

Gaz çıkarmanın pek çok dilde argo onlarca karşılığı olsa da hala tabu olarak görülen eylemlerin başında geliyor. Tabi bu durum gaz çıkarma üzerine insanların merakını yitirmesi için bir sebep değil.

Günümüzde gaz çıkarmak bir şekilde özür dilenecek ve utanılacak bir şey olarak görülürken geçmişte ise kanun maddesi olabiliyor, savaş sebebi ve teolojik tartışmaların merkezinde yer alabiliyordu. Şimdilerde her ne kadar gaz çıkarmak hazımsızlığın getirdiği olumsuz bir durum olarak değerlendirilse de bu durumun tarihi bundan fazlasını içeriyor.

Her ne kadar tam tersi düşünülse de, gaz çıkarmanın geçmişte ruhani bir yönü vardı. Orta Asya ve Kafkasya’da popüler olan dualistik bir din olan Maniheizm için gaz çıkarmak kutsal hafiflemenin olduğu ilahi bir özgürleşme hareketi olarak görülüyordu. Teologlar Maniheizm‘in gaz çıkarmanın kurtarıcı güç olarak görüldüğü tek dünya dini olabileceğini vurguluyor.

Trigonometri’nin kurucusu ve filozof Pisagor’a göre ise gaz çıkarmak bir kişinin ruhunu açığa çıkarma işlemi idi.

Klasik Edebiyatçılardan Andrew Fenton  gaz çıkarmanın ruh için bir çeşit nefes alma eylemi olduğunu düşünüyordu.

Gaz çıkarma antik zamanlarda pek çok zaman bir korku sebebiydi çünkü bu eylem pek çok savaşın da müsebbibi olmuştu. Antik Yunan‘da yaşayan efsanevi tarihçi Heredot ise kelebek etkisini anımsatırcasına gaz çıkarma Mısır Kralı Apries‘e karşı bir isyanı tetikleyecek olayların silsilesinin başlangıcı olmuştu. Bunun ilk yüzyıldaki Kudüs’te yansımaları ise daha kötü olmuştu. Tarihçi Josephus‘a göre saygısız bir Romalı asker pantalonunu indirip yana doğru eğildi ve böyle bir harekette bulunurken söylenebilecek ahlaksız sözler söyleyerek ahaliyi kışkırttı. Bu vakanın Hamursuz bayramından önce olması olağanüstü bir isyana sebebiyet verdi ve yaklaşık 10 bin insan hayatını kaybetti.

Pek çok Hristayana göre gaz çıkarmak daha kasvetli bir öneme sahipti. Aziz Augustine arkalarından kokusuz gaz çıkaran insanların bir nevi müzikal aktivitede bulunduğunu ima ediyordu.

Gaz çıkarma üzerine kitap yazan profesör Valerie Allen ise gaz çıkarmanın orta çağdaki teologlar tarafından bir bozulma belirtisi olarak görüldüğü ve bu nedenle bir ölüm işareti olduğunu belirtiyor.

Ancak gaz çıkarmak hep olumsuz yönleri olan bir eylem değildi. Bilim tarihçisi Jessica Baron‘a göre bazı doktorlar gaz çıkarmayı cinsel ilişkiyle de ilişkilendirmişti. İkinci yüzyıldaki bazı doktorlar gaz çıkarmayı afrodizyak tesiri gösteren cinsel gücü arttırıcı yiyeceklerin bir sonucu olarak görüyordu. Hatta 1569’da ünlü doktor Hugo Fridaevallis de kitabında gaz çıkarmanın ereksiyona yardımcı olduğu gerekçesiyle gaz yapan gıdalar yemenin cinsel gücü arttırıcı etkisi olduğunu düşünüyordu.

Günümüzdeki kültürel etkisi ne olursa olsun gaz çıkarmak hala daha en üzücü ve alçak düşürücü eylemlerin başında görülüyor. Geğirmek de bazen utanç kaynağı olsa da, hıçkırık sadece bir gülümseme kaynağı olabiliyor. Bulaşıcı hastalıklardan nezle oldukça sevimli gözükse ve öksürükler mazur görülse de elle ya da mendille kapatılmadığı sürece oldukça ayıp bir davranış olarak görülüyor. Ancak bilim adamlarının her insanın günde ortalama 14 kez gaz çıkardığını belirtmesine rağmen, gaz çıkarma üzerine sosyal bir etkileşim geliştirememiş olmamız oldukça ilginç görünüyor.


Emoji ile Tepki Ver

Ontrava Bülten

Bültenimize abone olmak için E-Posta adresinizi bırakın.

Spam yapmayacağız, söz veriyoruz.

Yorum Yap