Yıllardır incelenen konulardan biri olan ülkeler arasındaki gelişmişlik farkının sebebi, buğday ve arpaya dayanıyor olabilir.

Ünlü Fizyoloji Profesörü Jared Diamond, Yeni Gine’ye gittiğinde bir yerliyle karşılaşır. Yerli ona beyaz adamın bu kadar fazla teknolojisi varken neden kendilerinin hiç olmadığını sorar.

Diamond bu soruya cevap bulabilmek için 13.000 yıl öncesine, Taş Devri’ne döner. Bu devirdeki Orta Doğu ve Gine insanını inceler. Gine, bu yıllarda besin ihtiyacını sadece yerel olarak yetişen bir kamıştan sağlamaktadır. Bu kamış hemen çürüdüğü için biriktirilemez ve toplandığı gibi tüketilmelidir.

Toplanan bu kamışlar sadece toplayıcıların karnını doyurabildiği için zanaatkarlar Gine toplumunda var olamaz. Yani herkes kamış toplayıp yetiştirmek zorundadır ve kimsenin karın doyurmayacak bir demir işçiliğine ayıracak vakti yoktur; ayrıca o yıllarda demire ihtiyaç da yoktu. Taş, kamışı kesmek ve toprağı kazmak için yeterliydi. Bunu jeopolitikle de açıklayan Diamond, konu hakkında şu sözleri sarf etmiştir:

Savunulmaya ihtiyaç duymayan bir halk kendini savunmaz. Gine, uzun yıllar boyunca hiç savaşma isteği duymadı. Bu yüzden de demiri hiç işlemedi. Demirciliğin gelişmemesi, teknolojik gelişmelerin yapılamamasının yegane sebebiydi; ancak demirciliğin gelişmesine engel olan da yine Ginelilere kamıştan başka bir yiyecek sunmayan o coğrafyaydı Prof. Dr. Jared Diamond

Araştırmasının devamında Orta Doğu’yu inceleyen Diamond, bu coğrafyada mükemmel bir zenginlik olduğunu ortaya koydu. Orta Doğu yerlileri, Gine insanları gibi bitkiye yönelmiş, etrafta topladığı buğday ve arpaları yiyecek olarak tüketmiştir. Hatta bu coğrafyanın sunduğu nimetler o kadar fazla gelmiştir ki dünyadaki ilk ambarın yapılmasına vesile olmuştur.

Karınlarını doyurma sorununu çözen yerel halk, ister istemez gelişmeye başlamıştır. Ateşte kireç taşını işleyerek alçı elde etmeyi öğrenen halk için demirin işlenmesi de pek uzun sürmeyecektir.

Ancak her şey yolunda gitmez. Yeni bir buz çağı gelir, bütün hayvanlar ölür, toprak eski verimi vermez ve göç başlar. Bereketli hilal boyunca doğuya ve batıya göç edenler Mısır‘a tarımı öğreterek onların büyük bir imparatorluk olması yolunda altın adımı atmalarına yardımcı olmuşlardır.

Daha sonra Avrupa‘ya yayılan bu öğretiler 16. yüzyılda İspanyol fatihler tarafından daha önce buğday ve arpanın ne olduğu bilinmeyen Amerika‘ya ulaştırılmıştır. Amerika‘daki neredeyse tüm nüfusu katleden savaşçılar, bir nevi dünyaya yeniden başlama fırsatı bulmuşlardır. İleri teknolojiyle nüfussuz ve keşfedilmeye açık bu topraklarda büyük bir imparatorluk kuran İspanyollar, Portekizliler, İngilizler buranın süper güç olmasında büyük etki sahibidir.

Karnını doyuran, yemediğini biriktiren ve bu biriktirdikleriyle zanaatkarları besleyen yerliler teknolojiyi ilerletebilmişler ve bunu Amerika‘ya kadar taşımışlardır. Gine yerlileri ise incelendiğinde sadece karınlarını doyurabilecek kadar ürün elde ettikleri için gelişememişlerdir. Demire ihtiyaç duymamaları da onların teknolojisiz kalma sebebidir. Tam 30 yıl sonra o yerliye cevap verebilen Diamond, Gine insanının beyaz bir insandan hiçbir farkı olmadığını, teknolojiye ihtiyaç duymadığı için teknoloji geliştirmediğini ortaya koyar.

Diamond araştırmada ayrıca Amerika‘nın süper güç olma sebebini de buğdaya bağlar. Bugün Amerika‘da yılda 200 milyon ton buğday tüketilirken, Papua Yeni Gine’de bu rakam 1 milyon ton bile değildir. Araştırmasının her yerinde söylediği üzere, “karnını doyuramayan bir toplum gelişemez“.

Bahsi geçen araştırma: Prof. Dr. Jared Diamond – Tüfek, Mikrop ve Çelik/ Bölüm 1- Cennette


Emoji ile Tepki Ver

Ontrava Bülten

Bültenimize abone olmak için E-Posta adresinizi bırakın.

Spam yapmayacağız, söz veriyoruz.

Yorum Yap