Soğuk savaş sonrası oluşan yeni ekonomik dünyada sıkça kullanılan bir terim: yükselen orta güçler.

Çoğu insan yükselen orta gücü ekopolitik açıdan bir mit olarak kabul etse de, dünya piyasaları ve politikalarında yaşanan son gelişmeler bu mitin tekrardan gündeme gelmesine neden oldu.

Sıkça duyduğumuz gelişmekte olan ülkeler kavramından farklı olarak; yükselen orta güç terimi bir ülkenin sadece ekonomik büyüklüğünü değil; aynı zamanda bulunduğu coğrafyadaki politik ve sosyal etkisinin tamamını ifade ediyor. Küresel ekonomik kriz, yükselen orta gücün hem politik hem de ekonomik arenada sesinin daha fazla duyulması için bir fırsata dönüştü.

İşte tam bu noktada, yükselen orta güç konumundaki ülkeler global sermaye sahipleri için odak haline dönüşmeye başladı. Özellikle çok uluslu şirketlerde bölgesel yönetimin ön plana çıkması ve sektör-bağımsız mega trende dönüşen yerelleşme, yatırım tercihlerini önemli ölçüde etkiliyor.

Uzmanlar, ekonomik ve siyasi arenada daha proaktif hareket etmeye çalışan orta güçlerin üç seçeneği olduğunu vurguluyor:

  • Demokratik normları ve yasal düzenlemeleri hayata geçirerek, bulundukları bölge için gelişim konusunda rol model olmak
  • Bölgede yer alan diğer yükselen orta güçlerle belirli kurallar çerçevesinde birlikte hareket etmek
  • Bölgenin ihtiyaçlarına uygun odak gelişim alanlarına yönelik kapasite ve becerilerini geliştirmek

Global ekonomide yaşanan durgunluğa ve politik arenadaki çıkmazlara baktığımızda; önümüzdeki dönemde, yükselen orta güçlerin pozisyonlamasının dünya tarihi için etken rol oynayacağını söyleyebiliriz.


Emoji ile Tepki Ver

Ontrava Bülten

Bültenimize abone olmak için E-Posta adresinizi bırakın.

Spam yapmayacağız, söz veriyoruz.

Yorum Yap